29 Mart 2012 Perşembe

Iran - 12 Yazd


Yezd’e girerken cok heycanliydim cunku, olen bedeniyle topragi kirletmek istemeyecek kadar ince bir dusuncenin (fazla ince bir dusunce gibi gozukse de) etkilerinin ve kalintilarinin daha fazlaca olduguna inandigimiz bir bolgeydi burasi. Ve tabi hayaller ve gercekler problemi yine bizi bekliyordu. Aksam uzeri vardigim yazd’de dogruca gittigim sessizlik kulelerini –dakhne- issiz bir yerde hayal etmistim oysa sehrin ortasindaydilar. Baska sebeplerle de yine bu dakhne ziyareti moral bozukluguyla sonuclandi. Kos kos parka gittim uyumak icin. Burada iranlilarla laflayip cay icmeye basladik, normalde gectigim yerlerde insanlar benden “yadigar” isterler bu sefer bir degisiklik oldu ve beluc genc anahtarliga takilacak buyuklukte bir ayakkabi yadigar verdi. Aksamin ilerleyen saatlerinde de, dayilardan bir tanesi cinayetten hapis yatip ciktiktan sonra eroini birakmasi onuruna kizilhacin kendisine hediye ettigi yuzugu vermek istedi. Dedim “olmaz cok fazla anisi var bunun sende” cunku yuzuk ona istirabla gecen yillara karsilik verilmis bir nisandi. ama o yine de vermek istedi. Ben de bir yandan gonulsuz bir yandan da onu kirmak istemeyisimdem dolayi kabul ettim. Tabi kafam da karisti. Cunku onlarla yolculuktan irandan’dan irandaki hayattan ve benzeri konulardan konusmustuk. Yani gonlumu almalarini icab ettirecek bir durum da yoktu. “yazd” bunlari “vererek” bir sey mi demek istemisti? Mesela yuzuk yakinda kismetim cikacagi, kucuk ayakkabi da torunlarimi pispislayacagim anlamina mi geliyordu?

Ertesi gun camasir yikayip, dus aldim. Pek gezesim de yoktu.

Yolda karsilastigim insanlar disarda uyudugumu ve uzun bir yolda oldugumu ogrenince, yemek isini nasil hallediyorsun nerde banyo yapiyorsun gibi sorular sorabiliyorlar. Yikanma mekanlarindan bir tanesi umumi tuvaletler :$, pek sicak bir dusunce olmasa da is goruyor ve olmedim. O halde ustune fazla dusunmemek lazim…

 Aksam kapanmak uzereyken ateskah’a gittim.


Dogal isik kaynagi olarak ates, zerdustler icin onemli bir yere sahip.

Kaba zerdust’un bir hintli ressam tarafindan yapilan temsili tasviri:


Ateskah disardan:


Yazd saat kulesi:


 Amir Chakhmagh camisi:


Yazd:


 Ertesi gun yine cok merak ettigim mekanlardan birisi olan Zurkhaneh’ye gittim:


Buralarda hem vucut hem ruh guclendiriliyor. Kokenleri Islam oncesi doneme uzansa da Islamin yayginlasmasiyla ona uyum saglamislar.

 Iran sehirlerinde ve koylerinde, Pasargard’dan, Galat’a, Abiyane’den Tahrana, en azindan benim gorduklerim bulunan karmasik su sisteminin en detaylilarindan birisi de Yazde bulunuyor. Yer alti sulari, kanat adi verilen bu konuda uzman iscilerin actigi tunellerden sehre getirilerek yer alti rezervuarlariyla birbirlerine baglaniyorlar. Kanat iscileri geleneksel olarak beyaz giyerlermis, hem karanlikta birbirlerini daha iyi secebilmek hem de bir cokme durumunda yer altinda olurlerseler, kefen olarak. Iste her turlu zorlugu asip, guncel bir kanat tuneli insaatini sizin icin goruntuledik:


Tabi orta genclik caglarinda turk televizyonlarinin gelmis gecmisleri arasinda en cok iz birakanini ziyadesiyle izlemis birisi olarak, hakkaten merak eden bir ses tonuyla ilk sorum su oldu dayi’ya:

“zor olmuyo mu?”

Sonra da

“neden beyaz degil?”

Ruzgar yakalayicilar:


Yakalanan ruzgar rezervuarin icindeki suyun ustunde sogur ve yuksek basinc yaratir, bu basincla da tunellerden gecerek evleri ve yiyecek muhafaza edilen odalari serinletir.

Yazd ve jawa:


Yazd’de bir gece de Imamzade’de uyudum, artik cadir da kurmuyorum, mati motorun yanina serip uzaniyorum ustune. Sabah yasli bir adam geldi yanima, basinda beyaz arkasi kuyruklu bir sarigi vardi, o da bir iran isi cg125 kopyasiyla gelmis buraya, heybesinden cikardigi ekmegi benimle paylasmak istedi.

Amcayla vedalasip kendi yollarimiza ayrildik. Sehri terk ederken uzaktan bu sefer merkezde olmayan kendi halindeki dakhne’yi fark ettim:


Dakhne’nin eteginde:


Yazd’e elveda:



Iran 11 Yazd'e Dogru

Istikametim yazd, yolustu ufak bir sehirde buzhane:


 Icerisi:


Documenter foto :


Oglen sicaginda, columsu yerlerdeyim, neyseki kafayi islatiyoruz.


Eski motosikletleri seviyorum :)


Ilk sahip oldugum motosiklet 5-6 yaslarindayken hedaye aldigim mavi depolu silindirleri yanlardan cikan ufak bir seydi Ilk bindigim motosiklet de bir jawa 350’ydi ilk okulda olmam lazim. Tanidiklara misafirlige gitmistik. Ilginc bir aileydiler, sepetli jawayla baba-ogul motorda anne de sepette tatile giderlerdi iste ben de o jawa’nin sepetinde ilk defa motosikleti tattim. tabi genclik parkinda silindirin icinde donen motorcular da yine o donemlere ait anilardan.

Bu yolculukta zaman zaman yukseklere zaman zaman da deniz seviyesine yakin yerlere indik. Karburatorun hava karasimini da buna gore eger cok yukselmissen fakirlestirdik –daha cok hava verdik- nispeten cok asagi inmissek de zenginlestirdik –hava daha yogun oldugu icin-. Tabi bu baslarda yapiyordum daha sonra ideal oldugunu dusundugum bir ayarda biraktim. Dolayisiyla buralara kadar GE’den beri bir cift bujiyle geldik diyerek. Boyle de bir not dusmus olayim.

Iran - 10 Parsa - Pasargad


Aksamustu, yarin git, dileklerine karsi, yarin’in da bu gunden bir faki olmayacak diyerek, vedalasip, iran’in en heyecan verici yerlerinden bazilarinin bulundugu bolgeye dogru gaz actik. Shiraz’I gectigimde artik gun batmisti. Gece yolculuklarinda, etrafi goremesek de degisik bir uh hali oluyor, sakin ve dingin. Ozellikle de gun dogumunu yolda karsilamayi seviyom. Tabi bu yolda, gecen bir kamyondan bi litrelik pet sise firlattilar ama olsun :/ yeri gelmisken, iranda yasadigim bir baska ilginc olaydan bahsedeyim, su farin bozuk oldugu gecenin sabahi ilerdeki tesislerden yiyecek alip, bu is icin yapilmis sadirvanimsi konaklama zimbirtilarinin bulundugu yan tarafa gecip, 6-7 tane bu sekilde kucuk yapi var. ufak bir cati, dort tarafi acik. Kimsenin bulunmadigi yanyada 3 tane bos yapinin bulundugu tarafa gecip birisinin onune durdum. Motordan inip oturmaya hazirlanirken, bir araba gelip benimle sadirvan/tente arasina girdi, baktim adam arabadan indi, yuzunde saklamaya calisilan bir gulumsemeyle. Bir de kadin, arabayi birakip tesislere dogru yuruduler. Ben de motoru orda birakip yandakine oturdum. Bunlar geri geldikten sonra birden degistiler, ozur dilemeler, yiyecek ikramlari vb, cunku yuruyerek gelirken plakayi gorup, ‘harici’ oldugumu fark etmislerdi. Insan fitrati enteresan bi fitrat baco. Benzer bir olayi gurcistanda da duymustum, marjinal kesimden bir vatandasla konusurken, bunlar yabancilara iyidir, birbirlerininse girtlagini sIkarlar demisti. Tabi bu olaydan iran’a iliskin genel bir fakir cikartmamak gerekir. Cunku beni ilginc bir sekilde neredeyse her zaman yerli zennederek karsiladilar. Ve her zaman guzel karsilandim.

Gecenin karanliginda efsanevi parsa’ya guncel irandaki adiyla takht-i cemsid’e ve greklerin verdigi isimle persepolis’e vardim. Motoru parkedip, uzaktan karanliktaki sulietleriyle bile heycan uyandiran, her nekadar giris sabaha kadar kapali da olsa geceki halini biraz gorebilmek icin, antik kente dogru yurumeye basladim. Buyuk duvarlarin ustunde yukselen, yapilari gorunce, vay dedim, duvarlar sanki sonradan bir restorasyon uygulamasinin bir parcasiymis gibiydi, cunku gelmeden once gordugum hic bir parsa fotografinda da bu duvarlar yoktu.


Fotograftaki gorulen bolum “daryus’un yeri” zamane meshur kebapcilarindan, cok saglam saslik yaparmis  :P



Ve sabah tum uluslar kapisindan: ayip ama ayip


 Faravahar:


Bastan bir uyari yapiyim, bu resmi ekledikten sonra sembolun sadece kanat kisimlarinin anlami hatirladigim icin oteki kisimlarini da ogrenebilmek maksadiyla soyle bir interneti karistirdim. Olay biraz haddini asti. Dolayisiyla asagidaki kismi “fala inanmayin falsiz da kalmayin” kivaminda okumakta fayda var. Cunku cevirinin cevirisi, yorumun yorumudur.

Evet faravahar(kanatli adam), zerduslugun onemli figurlerinden bir tanesi, fravashi’yi simgeledigine inaniliyor. Zerdustluge gore dunya gerceklik/iyi(mazda/asha) ve yalan/kotu(druj/angra) arasindaki savasa ev sahipligi yapar. Hatta bundan ibarettir. Iste fravashi(secilmis olan/secmis olan/acikca soyleyen, inanci) Mazda’nin (bilgelik/isik) ugrunda Angra’ya(kotuluk/yalan) karsi savasan, koruyucu ruhtur.

Faravaharla ilgili tum yorumlar, 20.yy’a aittir. Ayrica Ahura(isik) Mazda (bilgelik, iyi) ve Ahriman (Angra “kotu, yokedici, habis” Mainyu “dusunce, ruh”): catismasinin da daha cok yonlu oldugunu gorduk, parantez iclerinden anlasilacagi uzere . Yine sembolun daha yalin ve eski kullanimlarina tanik olduk.

Avesta’da(eski metinlerin toplandigi avestan dilinde yazamalar derlemesi) sembolun dogrudan bir yorumu yapilmamis. Ama yapilan yorumlar, kaynagini avestadan aliyor.


Bir yorum su sekilde:

1. Ortadaki adam yasliliktan gelen bilgeligi;
2. Uc katli kanatlar, “iyi dusunce, iyi konusma, iyi davranis”i;
3. Kanatlarin baglandigi cember, ruhun ve evrenin sonusuzlugunu;
4. Adamin eli, hayatta takip edilebilecek tek bir yol, ve bununda ileri oldugunu;
5. Adamin elindeki cemberin, sadakat ve inanci, -evlilik torenlerinde de kullanildigi uzere- temsil ettigi yonundedir.

Guncel zerdustulukte de genel olarak, hayatin amacini, ruhu Ahura Mazda’yla birliktelige goturen yolu temsil ettigi yonundedir.

Bir baska yorum da su sekilde:

Ortadaki cember gunesi temsil etmektedir. Gunes isik kaynagidir ve “seyleri” karanliga karsi gorunur kilandir. Gunes(Isik, Mazda) hakikati(asha), isigiyla aydinlatandir. Bu ozelligi dolayisiyla cember ayni zamanda bilgeligi(Mazda) simgelemektedir. Bilgelige ilistirilmis/ondan cikan iki kanat vardir. Bunlar gercekten ayrilmadan konusmak ve davranmaktir. Gunesin ortasindan bir adam cikar, bu onun kaynagini gunesten(bilgelik) aldigini sembolize eder. Yine elinde de bir gunes tutar, yani ona sahiptir. Dolayisiyla hem kaynagini ondan almakla ona ait olurken, onu elinde tutarak, kaynagin da ona –kendisine- ait oldugu resmedilir. Yuzu donuktur eli de o tarafa bakmaktadir. Konusmakta ve isaret etmektedir. Gunesi tuttugu eli de ayni istikamettedir. Yani gostermektedir, dinleyenlerine/isaret ettiklerine. Gunes, bilgelik onun kerametidir. Gunesi yukseltecek, hakim kilacak ve isigiyla da gercegi(asha, hakikat) bilinebilir hale getirecek olan da yine kanatlar yani dusuncede, dilde, davranista saflik dolayisiyla da onlarin Bir-ligidir.

Avestadan iligili sayilabilecek bolumler:

Yasna 31 bolum 22

Bilge ve akilli adam, kendi dusuncesiyle gercegi ayireden ve hakikatin/tanri duzeninin farkinda olandir. O … gercekten ayrilmadan konusur ve davranir. (kanatlar)

Yasna 34 bolum 10

Bilge adam, hakikate/tanri olan aski ve inanciyla, askin ve iyi davranisin yolunu kaybetmis olanlara anlatacaktir… (yuzunun donuk olusu ve eli/elindeki)

Yasna 30 bolum 4

Bu iki ruh (bilgeligin isigi ve habis/yikici ruh) karsilastiklarinda, birisi varligi otekiyse yoklugu dogurdu.


Kaba Zerdust (cok kaba bir adammis ), bunun karsiliginda neyi vaadeder: Hakikat ve dingin bir ruh.

Tabi bunun icin kaynagini onun govdesinden alan kanatlarin onu yukseltmesi, isiginin hakim olmasi gerekir. Bireysel ve toplumsal anlamda.

Dolayisiyla ogretiye bu sekilde baktigimizda “ay ne hosmus ne guzel soylemis bu kaba zerdust” diyebiliriz. Fakat insanlarin, oyle yada boyle, fikirlerinin, hayallerinin ve fiziksel varliklarinin bozuk para gibi harcandigi bir dunyada, pek de pratik oluru olan bir sey degil gibi. Cunku dunya yalanlar ustune kuruludur, o yalanlarin ustune de insanlar kendi dunyalarini insaa etmislerdir. Dolayisiyla sistemle insanlar arasinda “bir al gulum ver gulum” iliskisi hasil olmustur. Ornek mi? yakin tarih ve herkesin az cok bir seyler bildigi bir hikaye olarak: Osmanli’nin yikilisi, Araplarin, bu konudaki kiskirtilmalari, -osmanli yuzunden geri kaldiniz- (eger geri idiyseler, ve bunun sebebi osmanli idiyse simdi “ileri” olmaliydilar), Kuzey afrika, suriye ve irak’in bu gunku durumu, (yalan ustune yalan). Bunu hakim kilan neydi –oyle yada boyle- : yalanlarin bastaci edilmesi, cunku “islerine geliyordu”. “tatmin” ediciydi. Daha otesini de kurcalamadilar. Gerek osmanli yikilirken gerekse simdi.

Dolayisiyla birilerinin dogruyu soylemesi ne yazar? Diyelim ki kaybedecek bir seyin kalmamis ki yada herseyini kaybetmeyi goze alabilecek kadar buyuk billurlara sahipsin. Ya dinleyenler herseylerini kaybetmis yada herseylerini kaybetmeyi goze almislar midir?

Buna karanligin hukumranligi diyelim. Cunku eger isik yoksa insanin eline birseyler tutusturup, sadece el yordamiyla tanima imkanina sahip bu bicareye, elinde su anda “ekmek” var deyip, inandirabilirler. O da afiyetle yer cunku “actir”. Ve neticede, Badicilerin :D de bir sozu vardir: “ne yersen o’sundur/o olursun”

Zannedilmesin ki bu bir tek araplar icin gecelerlidir. Bu gun dunyada, marjinalize edilmis, komik duruma dusurulmus, meczup gibi gosterilen, hatta terrorist ilan edilen 3-5 ulke disinda karanlik hukum surmektedir. Bana gore. Onlarin da sonu yakindir. Ha bunlardaki hayat “ideal”midir. Orasini bilmem ama aci-tatli oyle yada boyle daha gercektir.

Insanlari bundan kurtaracak herhangi bir sey de gormuyorum. Hic bir –ism, -icilik, bunlara bagliligini ilan etmek vb insanlari garanti altina alamaz. Bir bakmissin sen de star wars’daki deyimle “gucun karanlik tarafina” gecivermissin. Eger oyle olmasaydi, yani karanlik fark edilmeden ele gecirebilecek kadar guclu olmasaydi herkes onu, kendilerini ele gecirmeden fark ederdi. Ornek mi istersiniz? Efenim bir ulke var uzakta, genel olarak muhafazakar bir ulkedir oyleyiz derler? Bir de dusturlari var: “Ask Karin doyurmaz” diye. Bu kadinlara hitaben buyrulmus bir ogut niteliginde. Eh bu dusturu Kabul eden kadin ne yapacaktir? Parayi, aska tercih edecektir. E peki bu kadini isteyen erkek ne yapacaktir? O da paranin pesinden kosacaktir ki, o na sahip olsun ve boylece de kadina. Bu yolla aski “arayanlarin” eline “karanlikta” parayi “tutustururlar”, senin askin artik budur derler. E guzel kardesim hani “muhafazakar”diniz, hani “ahlakli”ydiniz. Bu nedir? hayat kadinligini? –para karsiligi ask- Sozlesmeli degil de kadrolu olunca bu isin ozu degisti mi, mubah bir sey mi oldu sizin icin? Eh tabi o ulkede herkes kadrolu olmak icin cabalar.

Demem o ki, tam aksi yonde bir soylem icindeyken bir bakmisin, yuzuklerin efendisindeki gibi “kiymetlimis, kiymetlimis” diye ortalikta aranan terli islak tuaf bi hayvan olmussun. Gunumuz dunyasi boyle kaypak bir yer baco. Yada belki de hep oyleydi.


Tabi bunlari okurken ve yazarken farkettik ki, biz de bilmeden oyle yada boyle kaba zerdustun mesajindan sebeplenmisiz. Sadece biz degil, anadolunun eski “ofkelileri” ve daha otesindeki modernleri de dahil olmak uzere, modern bilim-kurgu yazini/sinemasini hatta askin ve inancin one cikisiyla baska anadolululari da ki onun yoldasi da zaten tebrizliydi –kaba zerdustun de urumiye civarindan oldugu rivayet olunur- etkiledigi soylenebilir-. Dolayisiyla antic ve modern caglarda, kaba zerdusutun adi unutulmus ama mesaji biyerlerde birilerinde yasamaya devam etmis gorunuyor. Her ne kadar hic bir zaman hakim olamamis olsa da.

Bir bask ilginc iliski de dervislerin yolculuklarinda destek aldiklari on’a yaslanarak yurudukleri, asa’laridir o da hakikat(asha) olmasin?

Halaluyah “kardeslerim”!!

Lafi fazla uzattik.

Sehrin icinden bir gecit:


“muhafizlar”:



Parsa (persepolis) esasen bir toren merkezi, bildigimiz anlamda bir kent degilmis. Milattan once 550-330 arasinda kullanilmis. Yer Cyrus tarafindan secilmesine ragmen tamamlamak Darius ve onun oglu Xeres’e kismet olmus. Istikameti kuzey doguya Pasargad’a cevirdim, Cyrus’un baskentine.

Yolda Darius’un da mezarina uzaktan ugruyorum:


Bir baska mola:


Pasargad’a vardigimda heryer cayircayirdi. Golgede sicagin etkisini yitirmesini bekledim.

Cyrus’un mezari:


 Burada da yine bir tv/dizi cekimi var:


 Ve pasargad’in en ilginc ve gizemli kalintisi:


Cyrus’u temsil eden kabartma. En ustunde “Ben Cyrus, Akamenid Krali” yazarmis.

Pasargad M.O 559-530 yillari arasinda kullanilmis. Parsa gibi uzun yillar kum altinda saklanmadigi icin gunumuze kalanlar da pek az olmus.




Iran - 9 Galat - Siraz


Ertesi gun

Sicak yine illallah ettirdi. Ama yol eglenceli, sagimdan akan nehir “gel gel” diyor. Sonunda dayanamadim, harbi o sicakta akisiyla rengiyle yani hayatimda gordugum en guzel akarsuydu, ilk denemede kuma gomulduk, gaz veriyorum stop ediyor. Dedim herhalde sisti. Sonra ulam dedim bu 4 zamanli degil, ver coskuyu ver coskuyu netekim ise yaradi da ciktim. Kanimin son damlasina kadar uygun bir yer arayip, kumlarin ustune uzandim.



Gunesin etkisi gecinceye kadar burada vakit gecirdim. Aksam uzeri yasuj’u gecip, ufak bir yerlesimde bu sefer de turk-i qashqai’larla ayak ustu lafladim. Bu arada bu tahrana kadar turkce konusursunuz olayi yanlis bir bilgi saygilarimi sunarim. Elemanla ingilizce konustuk ama turkce de olabilirdi

Aksam sepidan’dayim eski yoldan ciktim yine, eski yollar hep guzeldi baco. Fotograf makinasinin pillerini sarj icin bakkala biraktim sabah almak uzere. Qashqai ve lor genclikle cekirdek citledik. Bakhtiyariler bir lor dialekti konusuyor olmalarina ragmen, bir alakalari yok.

Sabah pilleri alip, azeri yol calisanlariyla cene caldiktan sonra kahvaltimi edip, daha yuksege dogru yola koyuldum.


Yollar nefis virajli ve tirmanis… ama tabi sadece kendimize calismiyoruz. zaman zaman forumlarda bir donemec uzerine farkli viraj cizgileri mavi sari ve kirmizi cizgilerle cizilmis grafikler ve bilin bakalim acebe hangisi dogru viraj cizgisi? gibisinden basliklar acilir. bir saf arkadas da zamaninda boyle bir topige ‘ben yolda cizgi falam gormuyom’ gibisine patavatsiz bir cevap vermisti. iste usenmedim ve sizin icin cizdim, hangisi dogru?

Beyaz mi siyah mi?

Ya bu motor bozuk cikti, pegleri dusmeden surtmuyor.

Biraz soluklanip kendime geldikten sonra daglarin nehirlerin ve tepelerin arasindan kivrilan yoldan margon’a vardim. Margon adindan da anlasilacagi uzere, parallel evrenden bir yore.


nehri takip ederek kaynaga vardigimizda: 'margon kalesi'


burada da yine cok ilginc memnuniyet duydugum insanlarla karsilastim. yine lor ve qashqai'lar. yine cok icten yine cok yardimci olmaya calisan. lorlar da yine cok eglenceli ve cilgin insanlar. bu cilginlarin buyuk iskenderin seferiyle gelmis olabileceklerinden supheleniyorum.

zaten iskender iran'a ozel bir onem de verip, hem kendisi Darius'un kizini es olarak almis. komutanlarinin da iranli kadinlarla evlenmelerini tesvik etmistir. veliahti olmayan iskender, oldugunde ardinda biraktigi komutanlarin yonetimi de bir sure sonra sona erer ve bu akinlarla gelenler de halka karisip giderler.



azeri yol calisanlarindan siraz'a yakin, guzel havali bir yerin tarifini almistim. serin hava gercekten de cok onemli. cunku sicak dayanilmaz.

shiraz'a yaklasik 10 km kala bi tabela carpti gozume, aha dedim herhalde buraydi, saga donup, cirkin sayilacabilecek, bir cadden yukari ciktim, alla allah dedim, ne varkine burda? azeriler "iceri" gir demislerdi, ben de oyle yaptim. yeni koy'un arkasinda abiyane'yi animsatan fakat kendi haline terk edilmis, ilginc bir daga sirtini vermis, yabani bogurtlenlerin, incirlerin, uzumlerin kendi kendine yetisdigi. kendine ozgu icten insanlarin yasadigi eski qalat'la karsilastim.


soyle bir tur atip gitmeye niyetlenmisken, yanimda duran pride'daki arkadas bi hata edip selam verdi gel cay icelim dedi, yok dedim tesekkurler, kafem var geln falan. eh peki dedim bi cayini icerim. ama ne caymis, 10 gun surdu herhalde :utanc: ali tek cocuktu onunla kardes gibi olduk, fahri olarak evlat edinildim birlikte daglar dolandik, kendi basinin caresine bakan incir agaclarindan yemis yedik. muthis arkaslariyla takildik. neredeyse dogduklarindan beri birbirini taniyip yoldaslik eden insanlarla, onlarin zamandaki ayak izlerinden yuruduk.




 shiraz'a ve busehrine kisa geziler yaptik.


diyorum cilginlar diye :)


 ve ayrilacagim gunun sabahinda bir "elveda" resmi cekiyorum.




Iran - 8 Isfahan Chelgerd


Bir gece Aladdin ve sihirli lambasinda misafirlik edip ertesi gun isfahan’a elveda dedik.

Batiya gidiyorum, yine daglara, adini hatirlamadigim bir kentin kenarinda gunu ugurladik:


Ertesi gun sehr-I kord’a vardim. Buradaki kalisim hafta sonuna denk gelmis olmam dolayisiyla uzadi. Burada da chelgerd’e gitsi memem konusunda uyarildim. “bad boys” varmis. Burasi da lor’larin bolgesi. Chelgerd’in girisinde denisik yerlesimler var.



Buraya dedigim gibi daglar icin gelmistim, ama merkez ve cevresi hic bir sey vaadermiyordu. Yuksekten akan yapay selaleye ciktim. Biraz kotu hissediyorum. Bir grup genc gelip abuk subuk sohbet etmeye calisiyor. Yabanciya kendi dilinde salakca bir seyi tekrar ettirip eglenmek gibi mesela. –bu hic yabanci gelmedi ya bana- neyse bunlari da savusturup, merkeze indim ve evet. Dag yok ama dunyanin hic bir yerinde denk gelinemeyecek rafine bir insan tipiyle karsilastim. Aslinda boyle sert suratlar trde de var ama burasi cok rafine bu tip icin. Hele sacalar ve kiyafetler, beni benden aldi. Misal top gibi kabarik zenci saci dusunun –kocamanindan- esmer, altina sarkik siyasi biyik. Ve evet bu biyiga rastladigim tek yer de yine celgerd’di. Neyse saclar takkeler, salvarlar ve bakislar tamamiyla farkliydi. Hele bakislari harbiden cok sertti. Ancak fotografinizi cekebilir miyim diyince siritmaya basliyorlar

Celgerdin bir baska ozelligi, iran genelinde kadinlar erkeklerden geri degil bazen daha on plandayken. Burada sokakta bile sadece erkekler vardi.

Peki kimdi bunlar kimdii bunlar lor-i bakhtiyari’lerdi. Onlarla karsilasmis olmaktan dolayi cok mutlu oldum. Diger etniklere gore farkli bir deneyimdi.

Kamp yeri sorup, taif edilen yere gittigimde. Etrafim kucuk sevimli ceteyle sarildi. Turk-i lori’ler hay allah iran da cok ilginc bir etnik hiyerarsi var. onlarin hediye ettigi cacik canagini hala sakliyorum

Sabah yine vahsi ponponlarin saldirisiyla uyandim:


Anayollar bir sey vaadetmedigi icin, guneye donmeye karar verdim. Tabelada “enerji santrali” yaziyor, hay dedim yannis bir yere gitmeyelim basinda nukleer yok ama… yol kenarindakilerle konusup, olasi varilabilecek yerler hakkinda bilgi alip, devam ettim. Sehirli insanlarin tariff ettigi yollar en muntazam ve sIkici olanlar, buranin insani da “olmayan” yolu tariff ediyor, gidilir ama yol yok

Ilginc “barbar” cadirlarinin aralarindan gecip, cok dik ve kisa bir rampayi asinca stabilize yola ulastim. Buradan kivrila kivrila yukseldik ve zirvenin arkasi hislerimizi dogruladi:



Bu fotolara bakarken bunu dinle baco

http://www.youtube.com/watch?v=BTdc2...eature=related




 Karsi tarafa gecmek niyetindeyim.


 Medeniligin ve barbarligin otesinde, bunlarla kirlenmemis, olabildigince ozgur, buna karsilik cok cetin bir hayat.


Demistim “daglara yazdik” diye :



6 yillik emektar foto makinamda cortluyor sanki.

Bir muddet sonra kayboldugumu fark ettim. Ilerden tekrar karsiya gecmeye karar verdim cunku o tarafta asphalt bir yol gorunuyor.

Tekrar bir inis cikistan sonra mola verdim:


Neyseki kafa pisiren sicaga karsi bir yontem var, kafayi islatip kaski oyle takmak. Inanilmaz ise yariyor.

Gece erdil’e varip alis veris yaptiktan sonra sehri tepeden goren yuksek bir yere cikip jel alkolle cay yaptim. Ocak olayi buyuk sIkinti. Tr’de kartuslu ocagim vardi, kartus tasimasi ve temini zor oldugu icin elden cikarmistim. Alkol ocaklari yuksek fiyatli tencere setli oldugu icin benim de tencerem falan var zeten ayrica iranda alkol de yok. jel alkolu yere sIkip etrafina tas koyorum ama kalorisi cok dusuk. Benzinli desen dunya para.

 Magradaki kopegin havlamalarini dinleyerek uyudum. 

23 Mart 2012 Cuma

Iran - 7 Isfahan

Aksam orada laflamaya basladigimiz genc bir arkadasin misafiri oldum.

Sabah tekrar sisepol, ders isleyen genclik:


ve kopru:



Iranlilar parklardan guzel yararlaniyorlar. Bisiklete binenler kosanlar yuruyus yapanlar, uyuklayanlar, sohbet eden yaslilar, ders calisanlar… pek cok parkta da aletli cimnastik imkanlari var ve insanlar bunlari degerlendiriyor –saglik sokagi- deniyor parklarin bu kismina. Ve paslanmaya terk edilmis de degiller.

Ali-qapu:



Iran’da beni sasirtan ve beklemedigim bir sey daha vardi ki o da. Turkce yada turki konusan hanedanlarin, iran kultur birikimine yaptigi muazzam katki. Tabi insanin kafasini karistirmakla beraber, -guncel turkiyede yuceltilen komik ve basit “degerler” goz onunde bulunduruldugunda- daha onceki yaya gurcistan gezimin donusunde sahit oldugum hadiseyi destekler nitelikteydi. Sinirdan tr’ye donuyrum. Cok kalabalik. Ge tarafinda tunnel gibi bir sey var, insanlar onun vasitasiyla siraya giriyorlar. Ustu bir catiyla kapali buda yakici gunesten sizi koruyor. Yavas da olsa islemleri halledip sikintisiz, tr tarafina gectik. Burada insanlari yonlendirecek bir sey yok. Dolayisiyla grubun icindeki, en uyaniklarin, sira kapma, one gecme oyunu butun kalabaliga sirayet ediyor ve turlu milletten insan, bir birini tepeleyip icinden gecmeye calisarak debeleniyor. Hani mesela tr muhassir medeniyet olmaya calisiyor, ama onlarin da bir farki yoktu.

Bu olayi veri Kabul edersek, ne medenilik ne barbarlik, insanin dogasina gomulu bir sey olmayabilir. Onun dogasi, esneklik ve uyum saglamaktir denebilir.

Ayrica dilin muzigi de onu konusan insanlarin egilimleriyle ilgili fikir vericidir bence. Ve azerice turki diller arasinda en muzikli olani.

Neyse bu sinir macerasinda bir baska enteresan olay daha olmustu. Uyaniklardan bir tanesi isi iyice abartinca gorevli adami yakalayip ite kaka kalabaliga dogru savurdu. Ve sonra fare yakalamis kedi edasiyla. Niye izin veriyosunuz buna kardesim diye hafiften boburlenerek kalabaligi fircalamaya basladi. Huuop turkce bilen yok mu diyor? Sonun birisi bozuk bir turkceyle “iyi de naapalim” dedi. O da durdu durdu, “once ben vuracam agzina sonra sen, insan gibi siraya gecsin” diyerek. Herkese unutulmaz bir insanlik/medeniyet dersi verdi cunku dogudan batiya gidiyorduk dolayisiyla medeniyet dersi almamiz normaldi

Ali-qapu:




Uc boyutlu tavan suslemesi:


Malum dogunu bazarlari meshurdur. Istanbuldaki kapali carsi da bunlardan bir tanesi. Pek de hevesli olmayarak vakit oldurmek icin ben bazaar girdim:


Gelgelelim, burasi zannetigimden daha canli bir yerdi:


ask:


savas:


  Sanat ve zanaatin bir ardaligi: (burasi muze degil arkadaslar tekrar hatirlatiyim Pazar





ve muhtelif baska seyler:




Hersey taze taze:


halicilarin bolumunden:


Bu hanim, siyah sacli, mavi gozlu yuvarlak suratli, pek cok yerde karsiniza cikiyor, galiba eski bir sairmis:



Packman turist modunda bir noktadan oburune gidip “puan kazanmayi” sevmesek de yapacak bir sey yok mekanlar guzel.

Biraz yamuk da olsa butun inanc dunyasi severler icin gelsin, chelsutun:






Arka bahce:




dis duvarlardan:





on bahcede dizi cekimi var:



  Binanin etrafinda yavasca bir tur attiktan sonra artik iceri giriyoruz. Giris tavandaki aynalar:


Ic mekan:




Ay a aaaa:




Iran ezber bozan bir ulke ama icerden.

Imam camisi: ali-qapu’nun da bulundugu imam meydanindadir.


Burada bir itirafta bulunayim. Ben normalde dini mekanlardan rehbere bakarak etkilenebilen birisi degilim cunku bakiyorum, her turden millet buralarda haril haril fotograf cekiyor. Ama ne mekanlarin buyuklugu ne de detayli bir iscilikle suslenmis olmasi, hangi dine ait olursa olsun bende bir etki yaratmiyor. Ne zamanki kazbegi kilisesi gibi muazzam bir peyzajin icine yerlestirildiginde yada yikik dokuk ve ufak da olsa ulasilmaz sira daglarin yuksek eteklerine insa edildiklerinde. Ozellikle de ikincisi, onu insa ederken ki adanmisligi ve fedakarligi, anlattigi icin. Cunku dini mekanlarda iyi bir mimariden ziyade, daha insaca ve inanc dolu bir seyin “anlatilmasi” gerekiyor gibi gelmektedir bana. Ve yolculugun ilerleyen kisimlarinda islam’a ait boyle etkileyici yerlerle de karsilasacagiz.